•  Fener
•  Genel
Yurdumuzun cennet köşesi İğneada

Türkiye’de cennet köşeler varsa eğer, bunlardan biri de hiç kuşkusuz İğneada’dır. Kırklareli’ne bağlı Demirköy sahilinde yer alan İğneada, 33 km uzunluğundaki kumsalı ile deniz sevdalılarına sadece yazları değil, 12 ay aşk şarkıları söyler.

Her türlü yayvan ve iğne yapraklı ağaçların süslediği Longos ormanlarının sergilediği yeşilin her tonunu görebileceğiniz gibi, bu ormanların çevrelediği alanda 100’ün üzerinde bitki türü mevcut. Bunların başında Sarı Bataklık Süseni, Göl Soğanı, Su Sümbülü, Hasırotu, Nilüfer, Göl Kestanesi, Kofa Otu, Kamış ve sayamadığımız kadar süs bitkileri. Ayrıca kımızı kantarondan, kekik otuna kadar yüzlerce şifalı bitki de bulabilirsiniz.

Ülkemize yurtiçinden ve yurtdışından turist cezp ederek hatırı sayılır derecede döviz kazandıran bu cennet beldeye Bursa’dan gitmek isteyenler uygun fiyat ve konforlu otobüsleriyle Nuray Turizm’i tercih edebilirler. Biz pişman olmadık, gidecekler de memnun kalacaklardır.

İğneada’nın ünlü Resort Oteli’nin konforundan ve harika manzarasından da yararlanacaklardır. 5 yıldızlı İğneada Resort Hotel Und SPA daha ilk bakışta farklılığını hissettirir. Yaz sezonunda hazırlanan iskelesi, özenli çevre düzenlemesi ve ayrıcalıklı mimari yapısıyla İğneada’nın değişmez simgelerinden biridir. Sabah ve akşam beğeni kazanan açık büfe damak tadınızın yanında aynı zamanda göz zevkinizin de tatmin edici görüntüsüdür.

Başta Dere Hamsisi, Kurt Balığı, Acı Balık, Has Kefal, Alabalık, Deniz İğnesi, Gümüş Balığı ve seksene yakın türü ile sofranızı zenginleştiren balık türüne de doyacaksınız.

Meşe ve kayın ağaçlarıyla, iğne yapraklıların süslediği Longos ormanlarındaki doğa döngüsüne de hayran olmamak elde değil. Sarmaşıkların sararak kuruttuğu ağaçların gövdelerindeki kurtlarla beslenen karıncalar ormana başka yönden hayat bahşetmektedir.

Yabancıların dövizini çekmek ve memnuniyetini kazanmak, yerli turistlerin de ucuz ama konforlu bir beldede rahat, huzurlu bir tatil yapmaları için zaman zaman ülkemizin cennet köşelerini gazetemizdeki köşemize taşıyoruz.

İşte bunlardan biri de İğneada…

By Mehmet OKUR
http://www.kentgazetesi.com/?p=13657

Fatih’in topları nerede döküldü?
 
Burnumuzun dibinden dahi haberimiz yok! Şöyle bir Karadeniz gezisi yapalım isteğiyle yola koyulduğumda ben de habersizdim. Hedefte Kıyıköy ve İğneada vardı. İstanbul‘dan sonra orman başlıyor. Yüzlerce kilometre gidiyorsun ve her yer yemyeşil meşe ormanı. Istranca ormanlarının ciğerlere doldurduğu temiz hava ile hafifleyiveriyorsun birdenbire. Ormandan başka bir şey yok! Nasıl hafiflemezsin? Orman olur da su olmaz mı? Her yer su; şırıl şırıl akıyor. Ağaç ve suyun serinlettiği o muhteşem manzarada yol almanın keyfini yaşadık doyasıya.
Derken Demirköy. Demirköy bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasında aktif rol oynayan bir bölgenin ismiymiş de haberimiz yokmuş! Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul‘un fethinde kullandığı toplar buradaki dökümhanede dökülmüş halbuki. İlçenin ismi de bu münasebetle “Demirköy” olmuş zaten. Kasabanın hemen yanındaki “Demirköy Tophane-i Amiriye İşletmeleri” 15’inci yüzyıl ortalarından 19’uncu yüzyıl sonuna kadar aktif kalmış ve çevredeki demir cevherini işlemiş. 10 bin metrekarelik alan üzerine kurulan dökümhanede şimdi Mimar Sinan Üniversitesi kazı yapıyor. Gerçekten enteresan bir yer, insanı alıp 560 sene öncesine götürüyor. Gidip görmek lazım.

Dupnisa Mağarası var bir de Demirköy‘e bağlı Sarpdere Köyü yakınlarında. Ki, ondan bahsetmeden olmaz. Dupnisa “Kuru”, “Sulu” ve “Kız” mağarası olmak üzere üç bölümden meydana geliyor ve tamamı 2 bin 700 metre uzunluğunda. Ormandan girişi “Kız” mağarası. Orta bölüm “Kuru”, nihayeti ise “Sulu” mağara. Dupnisa‘da yaşayan 60 bin yarasanın hayatını sürdürmesi için “kız mağarası” turizme kapalı. “Sulu Mağara” kireç taşının neden olduğu sarkıt ve dikitlerle dolu. Bir başka özelliği ise serinliği. Dışarısı 30 derece iken mağaranın içi 10 derece. Titretiyor insanı!

Konu Istranca olur da gidip görülecek yer sayısı artmaz mı? Artıyor tabii. Deniz var her şeyden önce. Yeşilden çıkıp maviye giriyorsunuz birdenbire. Kıyıköy mesela. Denize ok gibi giren bir burnun üzerinde kurulmuş köy. Nostaljik bir balıkçı köyü ve şirin mi şirin. Deniz, orman ve dere. Bu üçlünün buluştuğu yer şirin olmasın da ne olsun? Otel ve pansiyonları da var. Büyük bir balıkçı barınağına sahip olan Kıyıköy‘de kayık ya da tekne kiralayıp denize açılmanız da mümkün.

İğneada bölgesi de harika. Karadeniz‘in incisi. İğneada olsun, Limanköy olsun tam bir tatil beldesi. İğneada‘da turizmin altyapısı kurulmuş ve gelen ziyaretçiyi memnun edecek her şey var. İğneada‘nın denizi de harika. Karadeniz‘in o hırçınlığı burada yok bir kere. Muazzam bir koy ve rüzgâra açık değil. Dolayısıyla güvenli.

Kırklareli Valisi Mustafa Yaman ve Belediye Başkanı Cavit Çağlayan el ele verip kentin tarihi ve tabii güzelliklerini turizmin hizmetine sokmak için gece gündüz çalışıyorlar. Beş seneye kalmaz, Kırklareli bölgesi turizmin merkezi olup çıkar. Neden olmasın ki? Tarih var. Deniz var. Orman var. Orman deyince Avrupa’nın en büyük longoz ormanlarının İğneada civarında olduğunu da hatırlatmam lazım. Hasılıkelam Karadeniz muhteşem. Yollarıda genişletiliyor.

Daha ne olsun?

Metiner Sezer
metiner.sezer@tg.com.tr
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?id=539011

Yakamoz Apart Aile Pansiyonu
Kesimoğlu Apart Pansiyon
Ekşioğlu Apart Pansiyon
Coştur İnşaat
Nasıl Giderim?
Yol Haritası
igneada.com un yeni hali nasıl olsun?
Böyle gayet iyi, değişmesin
Güzel ama görseli yenilensin
İçerikleri yoruma açılsın
Blog olarak hayatına devam etsin



Anket sonuçları
© 2003 - 2014  İĞNEADA Tüm hakları saklıdır.